Goddestination

Ad-Dukhaan

Ed-Duhân

Duman

59 ayahsMeccanTürkçe

Now playing Watch on YouTube

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ

Bismi Allah Er-Rahman Er-Rahim

  1. 1 حمۤ

    ham

    Hâ, mîm.

  2. 2 وَٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِینِ

    Vel-kitabi El-Mubīni

    O apaçık Kitab'a andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.

  3. 3 إِنَّاۤ أَنزَلۡنَـٰهُ فِی لَیۡلَةࣲ مُّبَـٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِینَ

    İnna Enzelnahu fey Leyle mübareketin kunna munzirina

    O apaçık Kitab'a andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.

  4. 4 فِیهَا یُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِیمٍ

    fiha yufraku kullu amr Hekim

    O gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir.

  5. 5 أَمۡرࣰا مِّنۡ عِندِنَاۤۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِینَ

    emren kunna mursilin

    O gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir.

  6. 6 رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِیعُ ٱلۡعَلِیمُ

    rahmeten min İnnehu hu Es-Semi'u El-Alîm

    O gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir.

  7. 7 رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَاۤۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِینَ

    Rabbi Es-semaua iman te Vel ardi vama in kuntum mukinina

    Siz eğer kesin olarak inanıyorsanız, iyi bilin ki Allah göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.

  8. 8 لَاۤ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ یُحۡیِۦ وَیُمِیتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَاۤىِٕكُمُ ٱلۡأَوَّلِینَ

    La İlah illa hu Yuhyi veyumitu Rabbüküm Ve rabbu Abaikum El-evvelin

    Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O hem yaşatır, hem öldürür. O sizin de Rabbiniz, sizden önceki babalarınızın da Rabbidir.

  9. 9 بَلۡ هُمۡ فِی شَكࣲّ یَلۡعَبُونَ

    hım fey Şekk yel'aun

    Fakat kâfirler bir şüphe içinde oynayıp eğleniyorlar.

  10. 10 فَٱرۡتَقِبۡ یَوۡمَ تَأۡتِی ٱلسَّمَاۤءُ بِدُخَانࣲ مُّبِینࣲ

    Fartekıb yevm te'ti Es-sema beduhan

    Ey Muhammed! Şimdi sen göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği günü gözetle. Bu acı bir azabdır.

  11. 11 یَغۡشَى ٱلنَّاسَۖ هَـٰذَا عَذَابٌ أَلِیمࣱ

    yaşia haza azap alîm

    Ey Muhammed! Şimdi sen göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği günü gözetle. Bu acı bir azabdır.

  12. 12 رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ

    Rabbena ekşif anna El-azap mü'minûn

    O gün insanlar: "Ey Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Artık biz inanıyoruz" derler.

  13. 13 أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَاۤءَهُمۡ رَسُولࣱ مُّبِینࣱ

    enna lehüm Ez-Zikra Vakid resul mübin

    Onlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.

  14. 14 ثُمَّ تَوَلَّوۡا۟ عَنۡهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمࣱ مَّجۡنُونٌ

    summe tevellâ anhu ve kalu muallam mecnun

    Sonra onlar, o peygamberden yüz çevirdiler ve: "Bu öğretilmiş bir delidir." dediler.

  15. 15 إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلۡعَذَابِ قَلِیلًاۚ إِنَّكُمۡ عَاۤىِٕدُونَ

    kaşifu El-azabi aaydun

    Biz o azabı sizden birazcık kaldırırız. Ama siz mutlaka eski halinize dönersiniz.

  16. 16 یَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰۤ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

    yevm Nabtişu El-bat-şa muntakimuna

    Biz o büyük şiddetle çarptığımız gün mutlaka intikamımızı alırız.

  17. 17 ۞ وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَاۤءَهُمۡ رَسُولࣱ كَرِیمٌ

    Ve-lakd fatanna kıblehüm kavim Firavun vecaahum resul Kerim

    Andolsun ki, biz onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik. Onlara çok kıymetli bir peygamber gelmişti.

  18. 18 أَنۡ أَدُّوۤا۟ إِلَیَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّی لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِینࣱ

    adua ileyye ibada İnni lekum resul

    O peygamber onlara şöyle demişti: "Esaretiniz altındaki Allah'ın kullarını bana teslim edin. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

  19. 19 وَأَن لَّا تَعۡلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّیۤ ءَاتِیكُم بِسُلۡطَـٰنࣲ مُّبِینࣲ

    va en la ta'lu aley atikum Bisultan

    Allah'a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.

  20. 20 وَإِنِّی عُذۡتُ بِرَبِّی وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ

    va inni uzhtu birabi Ve rabbiküm en tercümün

    Gerçekten ben, beni taşlamanızdan dolayı benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım.

  21. 21 وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُوا۟ لِی فَٱعۡتَزِلُونِ

    Ve-in Lem tumenu Ley fa'taziluni

    Eğer siz bana iman etmezseniz hemen yanımdan uzaklaşın."

  22. 22 فَدَعَا رَبَّهُۥۤ أَنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ قَوۡمࣱ مُّجۡرِمُونَ

    fadaa enna havlayi kavim mucrimun

    Musa: "Şüphesiz ki bunlar suçlu bir kavimdir." diyerek yardım etmesi için Rabbine yalvardı.

  23. 23 فَأَسۡرِ بِعِبَادِی لَیۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

    Fesri biibadi leylen İnneküm Mütebaun

    Allah buyurdu ki: "Kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü siz takib edileceksiniz.

  24. 24 وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندࣱ مُّغۡرَقُونَ

    Vatruki el-bahra rahven İnnehüm cund muğrakun

    Karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur."

  25. 25 كَمۡ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّـٰتࣲ وَعُیُونࣲ

    Kem terekva min va'yun

    Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar!

  26. 26 وَزُرُوعࣲ وَمَقَامࣲ كَرِیمࣲ

    Vezuruin vemakamin Kerim

    Ne ekinler, ne güzel kaynaklar,

  27. 27 وَنَعۡمَةࣲ كَانُوا۟ فِیهَا فَـٰكِهِینَ

    Vena'met kanu fiha Fakihina

    Ve içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah!

  28. 28 كَذَ ٰ⁠لِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَـٰهَا قَوۡمًا ءَاخَرِینَ

    kaza iman Va authnaa kavmen Ahariyn

    İşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık.

  29. 29 فَمَا بَكَتۡ عَلَیۡهِمُ ٱلسَّمَاۤءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِینَ

    fama beket aleyhimü Es-sema Vel arz vama kanu munzerina

    Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.

  30. 30 وَلَقَدۡ نَجَّیۡنَا بَنِیۤ إِسۡرَ ٰ⁠ۤءِیلَ مِنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِینِ

    Ve-lakd Neccayna Bani İsra iman il mina El-azabi El-Mühin

    Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azabdan kurtardık.

  31. 31 مِن فِرۡعَوۡنَۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِیࣰا مِّنَ ٱلۡمُسۡرِفِینَ

    min İnnehu kana aliya min El-müsrifin

    Firavun'dan da kurtardık çünkü o üstünlük taslayıp haddi aşan bir zorbaydı.

  32. 32 وَلَقَدِ ٱخۡتَرۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ عِلۡمٍ عَلَى ٱلۡعَـٰلَمِینَ

    velakdi ihtarnahum Ala aley El-alemin

    Andolsun ki biz onları bilerek o zamanki alemlere üstün kıldık.

  33. 33 وَءَاتَیۡنَـٰهُم مِّنَ ٱلۡـَٔایَـٰتِ مَا فِیهِ بَلَـٰۤؤࣱا۟ مُّبِینٌ

    va ateynahum min El-ayati ma fiye Bela'ua mubin

    Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.

  34. 34 إِنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ لَیَقُولُونَ

    İnne havlayi leykulaun

    Gerçekten şu kâfirler diyorlar ki:

  35. 35 إِنۡ هِیَ إِلَّا مَوۡتَتُنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُنشَرِینَ

    heya illa mevtutuna El-ula vama nahnu bimunşerina

    "Bizim ilk ölümümüzden başka bir şey yoktur. Biz tekrar diriltilecek değiliz.

  36. 36 فَأۡتُوا۟ بِـَٔابَاۤىِٕنَاۤ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِینَ

    fâtu beabayne in Sadikıyna

    Eğer siz doğru söyleyen kimselerseniz babalarınızı bize getirin."

  37. 37 أَهُمۡ خَیۡرٌ أَمۡ قَوۡمُ تُبَّعࣲ وَٱلَّذِینَ مِن قَبۡلِهِمۡ أَهۡلَكۡنَـٰهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ مُجۡرِمِینَ

    ahum hayrun em kavim vel-lezine min kıblihim İnnehüm kanu mucrimîn

    Onlar mı daha hayırlıdır, yoksa Tükba kavmi ile onlardan öncekiler mi? Biz onların hepsini de helak ettik. Çünkü onlar suçluydular.

  38. 38 وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَـٰوَ ٰ⁠تِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَیۡنَهُمَا لَـٰعِبِینَ

    vama halakna Es-semaua iman te Vel-ard vama beynehuma laybina

    Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

  39. 39 مَا خَلَقۡنَـٰهُمَاۤ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا یَعۡلَمُونَ

    ma Halaknaahumaa illa bil-hakki velakin ekserhum ya'lemune

    Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.

  40. 40 إِنَّ یَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِیقَـٰتُهُمۡ أَجۡمَعِینَ

    İnne yevm El-Faslî Meykatahum acemeyn

    Şüphesiz ki hakkı batıldan ayırd etme günü onların hepsinin bir araya toplanacağı gündür.

  41. 41 یَوۡمَ لَا یُغۡنِی مَوۡلًى عَن مَّوۡلࣰى شَیۡـࣰٔا وَلَا هُمۡ یُنصَرُونَ

    yevm yuğni Mevla an Mevla hım yunsarun

    O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Onlara yardım da edilmez.

  42. 42 إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلرَّحِیمُ

    illa men rahim İnnehu hu El-Aziz Er-Rahim

    Ancak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, çok merhamet edicidir.

  43. 43 إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

    İnne şeceret Zakkum

    Gerçekten zakkum ağacı,

  44. 44 طَعَامُ ٱلۡأَثِیمِ

    taamu El-esimi

    Günahkârların yemeğidir.

  45. 45 كَٱلۡمُهۡلِ یَغۡلِی فِی ٱلۡبُطُونِ

    kalmuhli yağli fey el-butuni

    O pota gibi karınlarda kaynar.

  46. 46 كَغَلۡیِ ٱلۡحَمِیمِ

    kağliyi El-Hamîm

    O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir.

  47. 47 خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَاۤءِ ٱلۡجَحِیمِ

    Huzuhu fa'tiluhu ila seva El-cehim

    Allah meleklere şöyle emreder. "Şunu tutun da Cehennem'in ortasına sürükleyin."

  48. 48 ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِیمِ

    summe subbu fevka resihi azap El-Hamîm

    "Sonra onun başının üstüne kaynar su azabından dökün."

  49. 49 ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِیزُ ٱلۡكَرِیمُ

    zuk İnneke enta El-Aziz El-Kerîm

    Ona şöyle denir! "Tat bakalım azabı! hani sen kendine göre çok güçlü ve çok üstündün.

  50. 50 إِنَّ هَـٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ

    İnne haza ma kuntum behi tamterun

    İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur."

  51. 51 إِنَّ ٱلۡمُتَّقِینَ فِی مَقَامٍ أَمِینࣲ

    İnne El-muttakîn fey makam Amin

    Şüphesiz ki kötülükten sakınanlar güvenli bir makamdadırlar.

  52. 52 فِی جَنَّـٰتࣲ وَعُیُونࣲ

    fey va'yun

    Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

  53. 53 یَلۡبَسُونَ مِن سُندُسࣲ وَإِسۡتَبۡرَقࣲ مُّتَقَـٰبِلِینَ

    yelbesun min sündüs mütekaabilina

    Onlar ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı olarak otururlar.

  54. 54 كَذَ ٰ⁠لِكَ وَزَوَّجۡنَـٰهُم بِحُورٍ عِینࣲ

    kaza iman leka Vezavvecnahum behur

    İşte böyle, biz onları ayrıca iri siyah gözlü hurilerle evlendiririz.

  55. 55 یَدۡعُونَ فِیهَا بِكُلِّ فَـٰكِهَةٍ ءَامِنِینَ

    yed'un fiha bikulli fakite Aaminina

    Onlar orada güven içinde her çeşit meyveyi isteyebilirler.

  56. 56 لَا یَذُوقُونَ فِیهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِیمِ

    yezukune fiha El mevt illa El mevte vevekyahum azap El-cehim

    Onlar orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

  57. 57 فَضۡلࣰا مِّن رَّبِّكَۚ ذَ ٰ⁠لِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِیمُ

    fazlen min za iman leka hu El-fevzu El-Azim

    (Bunların hepsi) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir.) İşte büyük kurtuluş budur.

  58. 58 فَإِنَّمَا یَسَّرۡنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ یَتَذَكَّرُونَ

    Fe innema yessernah Bilisanika leallehum yetezekkarune

    Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

  59. 59 فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ

    Fartekıb murtakibun

    Artık sen onların başlarına gelecekleri bekle: Çünkü onlar da bekleyip durmaktadırlar.

This surah in other languages